« Önceki |

30/11/2009

SİZLERE İNAT HALA KARDEŞİZ


hasp kaplanın malum röportajını herkes dinlemiştir.buraya domuz gribi giremez diye...
ben bu dtp lileri anlamış değilim.tuhaf insanlar bunlar.sözde kürt kardeşlerimizin temsilciliğine soyunmuş ,özde geçmişin intikamını almaya çalışan garip insanlar.
digor da askerlik hizmetimi yaptığım için sık sık googleden digor ile ilgili haberi aratırım.tuhaf olan digor belediye başkanının bir trafik kazası sonucunda istanbul a uçak ile nakil yaptırarak zeytinburnunda bir  ermeni hastanesinde tedavi görmesi beni  çok şaşırttı.
şimdi bu adam eğer gerçekten kürt ise bunu iyi bilmelidir ki...kürt kardeşlerimiz en çok öldüren ermenilerdi.şimdi domuz gribini mecazzi anlatımla süslendirerek siyasi liderlerimize dokundurma yapan bu adam kendi belediye başkanının ermeni hastanesinde ne işi olduğunu açıklayabilir mi?  yoksa bu insanlar kardeşlerimizin arasına girmiş etnik kimliği farklı insanlar mı?
hasp kaplan sen nasıl bir adamsın?atalarının kemiği hiç mi sızlamaz ...biraz ruhun varsa biraz insan isen insanları sokağa çekme.
çıkın meydana bizler kürt değiliz deyin.
bizler insanları kandırıyoruz deyin...
bizler iç savaş çıkartmak istiyoruz deyin..
bizler sınır ticaretinden parayı vuruyoruz deyin.
ama ağzınıza sakız gibi dolanmış demokrasi,anlamını hiç bir vakit bilemeyeceğİniz insan hakları buna engel olur

6/11/2009

MAVİ ELMAS

Aşkın maddi hiçbir gerçekte yeri yoktur. İnsan Onun karşısında pamuk ipliğiyle bağlıdır zamana Maneviyatın içinde çoğalmaktır aşk… Avucuna aldığın bir resimle, bedeni yerleştirmektir bedenine. Yalnızca küçük bir resim… Seni yaşama nedenin.

Sonra resim kaybolur, boş bir vücuttur elinde kalan. Ruhu sana kanmayan, ruhu sana akmayan boş bir beden. En acımasız gerçekleri yüzüne söylediği vakit kahrolursun.

“Seni sevmiyorum” sözcükleri yuvarlana yuvarlana çığ gibi üzerine yıkılır. Ansızın yağan anılara bulut olmuş gözlerin, dünyan karanlık, dünyan cehennem olmuştur. Evet, karşındaki bedenden çıkan söz, senin büyüttüğün hayalin sözü değildir. Başka biridir, bir başkasıdır kendisi.

En zoru da içindeki o ile dışarıdaki bedenin savaşına tanıklık yapmış olmandır. Bu savaşın asıl meydanı senin ciğerindir, senin söküp atamadığın kalbindir. Zavallı bir şekilde seni istemeyen güvercinin kafesinden çıkmasına izin verirsin. Arkasından öylece bakakalırsın. Dur! demek istersin, dilin lal olmuştur. Çıkmaz hayata dur diyecek sesin. Çiğnenirsin, buğdayın una dönüşmesi gibi öğütülürsün. Senin unun yanmıştır aslanım.

 Senden yapılan ekmek kokar,

Senden insan olan korkar,

Çiçek bile seni görünce açmadan solar.

 

Aşkın maddi hiçbir gerçekte yeri yoktur. O tek taraflıdır

Aşkın maddi hiçbir gerçekte yeri yoktur. O tuzaktır.

Onun varlığını bulmak, başka bir adam olmaktır

Ender KÜÇÜK

 

 

21/10/2009

ERZİNCAN


İçimde bitmeyen özlemdir Erzincan

Sonbaharında bulduğum mutluluk

Yaprağına bağladığım umut

Sürüklerken beni kaldırımlarda

Yazdığım şiirlerin öyküsüdür Erzincan.

Üzümünü yerken değişik tatların dile dolanması

Tulumunu büyük zevkle sardığım lavaşı

İnce sokaklarında salladığım kayısı ağaçları

Esentepe de bulduğum varlığı

Nasıl unutayım Erzincan..

Gecenin içinde dertlerimi dinleyen Naim abi

Paraya sıkıştığımda sığınacağım liman

Ah bilsen

Seni nasıl unuturum Erzincan

Masum günahların başkenti

Ortada insanı bulunmayan kent

İyi ve kötünün içinde bir yaşam

Orta yaşlarımın unutulmaz anısı Erzincan

Sen sevgilimdin benim

Dağların dağlarım

Varlığın varlığım..

Terminalinde bıraktığım dostlarım

Her muhabbette ah ne güzel şehirdi serzenişleri

Kar yağarken elimde aşkın şişesi

Seni nasıl unutayım Erzincan.

Ordu caddesi sisli puslu

Kömürün bıraktığı karbonmonoksiti

Istırap yüklü şiirleri

Nasıl unutayım Erzincan

Biliyorum kısmet olmayacak hiçbir gün

Sokağına değmeyecek adımlarım

Terzi babaya yalvaran dualarım

Seni nasıl unutayım Erzincanlım

Ekşi su derler, içim ondan daha nahoş

Çağlayanda dolaşırım başıboş

Kargalarına küfürler ettiğim gerçek

Biliyorum seni bir gün bende diriltecek.

Yazdığım şiirler çok küçük kalır senin yanında

Hiçbir söz anlatamaz seni dünyada

Eğer ölürsem bir gün gömülü kalayım toprağında

Kurban olayım senin toprağına, suyuna

                              ender küçük
    erzincan dan ayrı kalışımın  beşinci senesi ve hala unutamadım naim abiyi

10/10/2009

SEVGİLİYE MEKTUP 5

KOYNUMDA SAKLAMIŞTIN BAŞINI, GÖZLERİNE DEM YAPAN RUHUM SANA AKMIŞTI. SESİN ÇIKMAMIŞTI BU AKŞAM. DELİSİN DİYE BANA BAKIŞIN, İNSANI RÜZGÂRLI BİR HAVADA UÇURTMA YAPMIŞTI.

SONBAHARDA SENİ DAHA ÇOK SEVİYORUM GÜZEL GÖZLÜM. HERMEVSİM YERLERE SERİLSİN, SARIYA BOYANSIN HER AĞAÇ, YETERKİ DÜNDEN BÜGÜN, BUGÜNDEN YARIN DAHA ÇOK SEVEVİM. SAÇININ KIVRIMLARINA TAKILAN ELLERİM ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞSUN.

YÜRÜYELİM DÖKÜLEN YAPRAKLARI EZEREK,

YÜRÜYELİM KOL KOLA,

GELECEĞE KÜÇÜK ADIMLAR ATARAK

. BU SONBAHAR MAHKÛMDUR BANA, BU SONBAHAR KRALİÇEMSİN SEN BENİM.

NİCE SONBAHARLAR DİZİLECEK ÖNÜMÜZE NİCE BAHARLARDA FİLİZ OLUP AKACAĞIZ DOĞANIN RENGİNE.

GÜN GELECEK MUNZURUN KUYUTUSUNDA KAR ÇİÇEĞİ

GÜN GELECEK KAÇKARIN PUSLU SİSİ OLACAĞIZ.

VE KEŞ DAĞININ HÜZNÜNÜ YAŞAYACAĞIZ ..

HER ŞEY DEĞİŞECEK, SEVGİMİZ EBEDİ OLACAK SONBAHAR YÜZLÜM.

SANA YAZMAK İÇİMDE AĞLAYAN ÇOCUK.

KÂĞIT ISLANDI

KALEM TÜKENDİ

HADİ GEL İÇERİ

GÜNÜNÜ HATIRLAYAMADIĞIM ANI OL, YAK HAYATIMI!

 SENİ SEVİYORUM SONBAHAR YÜZLÜM.

BU MEKTUBU SANA YANINDA YAZDIM. ASKERLİK YOKTUR HAYATIMDA, BİR NÖBET ESNASIN DÜŞÜNMEDİM SENİ.

MAVZERİN GÖLGESİ GÜNEŞİ GÖSTERMEDİ,

SENİN VARLIĞIN İÇİMİ ERİTTİ.

HADİ GÜZEL GÖZLÜM!

 KALK GİDELİM KARADENİZİN KENARINA, AK TAŞLARI TOPLAYIP ATALIM KARRANLIĞA DOĞRU, HER BİR TAŞLA BİN KÖTÜLÜĞÜ DENİZİN İÇİNE GÖMELİM.

YAĞMUR YAĞSIN ÜZERİMİZE, AŞKIN VARLIĞI DAHA BİR YAKSIN.

SENİ ÇOK SEVŞİYORUM VARLIĞIMIN SOLUĞU

SENİ ÇOK SEVİYORUM MASUM BAKIŞLIM

SENİ, SENİ…. DİYE BAŞLAYACAK HER İLTİFAT CÜMLESİ

EĞER BENSİZ OLACAKSA BU YAŞAM

EĞER SENSİZ GEÇECEKSE GÜN

NE ÖNEMİ KALIR YAŞAMANIN.


                                    ENDER KÜÇÜK
                                      EKİM 2009
 

7/10/2009

SONBAHAR HÜZNÜ


"Zamanla değişir insan..." diye başlardı söze Paşa
zamanla değişmeyen ne kaldı ki elimizde. Önceleri çocukluğunuzu kaybedersiniz, sonra ansızın gençliğe girersiniz. Bir göl gibidir gençlik ve yutar insanı. Tarifi zor uç bir yaşam olur sizin ki. Ağladığınız olur olmadık zamanlarda ve tutarsız sevmeleriniz olur yersiz zamanlarda. Sonbaharı kucağınıza alırsınız. Sizi ısıtan seven bir beden değil, çektiğiniz çiledir.
Siz aslında çileye âşık olmuşsunuzdur ve bundan haberiniz bile olmaz. kulağınız; Dostların uyarılarına  set olmuştur. Ve bir gece yarısı sizi parkların köşesinden toplarlar.
Yalnızlık için için kemirir vücudu. Önceleri garipsediğiniz hayaller artık sizin tek dostunuzdur.
Hayaller çoğalır. Hayale yüklediğiniz kişilik tahlilleri sizi hep kandırır.
Çık şimdi işin içinden.
Odalar boğar sizi rutubetli bir mahpus damı gibi
hadi çek soluğunu uçan kuş misali
içinde sakladığın sahte geçmişi
yak yakabilirsen resimleri
aşk en aptal adamı bile âlim yaparmış sonra aşkın içinde çoğalırmış yalnızlık. Kendinizle o kadar çok konuşursunuz ki bir anda Rönesans şairi olup çıkarsınız. Yazarsınız çoğalmak içi, yaşarsınız ölmek için.
İşte hayat bu zıtlıkların arasında gidip gelir. Sen bir gemisin ne bir yelkenin vardır, nede poyrazı sana dost yapan rüzgârın. Kalırsın okyanuslar içinde yapayalnız.
Karşına hayaller dikilir.
sen söversin en arsız şekilde
hayat senin taaa.....diye başlayan küfürlerin şairliğine gölge düşürür.adamlığına laf ettirir.
Sen artık mahkûmsundur yazmaya, sen artık tutamadığın elin kölesi olmuşsundur.
Ey aptal!
sen âşık oldun.
Şimdi çık işin içinden
şimdi kasımın hüznünü çek sineye
bir adamsın âşık genç. Olacak elbet sıkıntıların. Ama sen kimin hayatına girersen gir unutulmaz olacaksın. Çünkü her keşkey le başlayan cümlenin sonunu ismin oluşturacak.
Sen bedenden değil ruhsaçlarına bir beyaz tel  daha ekle
ince sokaklarda dolaş başıboş, amaçsız serseri misali.
Kimselerin gözüne görünme.
Sakın küfür etme kargaların sesine


Sen yağmacı değil yağmalanan
sen parçalayan değil parçalanan.
Şimdi soruyum sana Paşa

Parçalanarak küçüldün mü?

Yoksa parçaydın da bütün mü oldun?

1/10/2009

ÜLKEM



Titreyerek yazıyorum mısralarımı

İdamın pençesinde bir serçeyim

Ülkemin varlığına harcadığım ömrüm

Ne zaman gelecek tutarsız bir ölüm.

Sevdamı içime katarak yaşıyorum

Kimsenin olmadığı yerde mutluyum

Dostların sesini duyuyorum

Yönümü poyraza dönüyorum.

Zaman geçe dursun

Hayatı sersin önüme

Düşen yaprağın başka bahara umudu

Bizim Hamurumuzu kan ile yoğurdu

Düşünmek istersem bugün muş ‘u

Erzincan da bulurum huzuru

Her bir şehri cennet memleketim

Her bir şehir anı dolu

Helaldir yaşayana toprağı suyu.

Haram olmadı hiçbir düşüncemiz

Kürt ,Türk ,Laz ,Çerkez

Hepimiz kardeşiz

ENDER KÜÇÜK  RİZE

13/6/2009

NESLİHAN 4

Yorgun gecelerde insanı rahatlatan, demli çay bakışlarındaki ışık

En olmaz düşlerde kaybettiğim anın tebessümü

Zaman denen ayrılığın içinde kaybolup giden hayatım

İhtimal denen zincirin paslı halkası

Yazamaya müebbet yiyen ben

Seni sevmeye delikanlıyım diyebilmeli

Yaşıyorum anlamsız ayrılıkların içinde

Gözlerini kuşatan siyahın derinliğinde beyaz bir melek oluyorum

Anlatamıyorum, seviyorum

Seni anlamaya doyamıyorum.

Kirpiklerinden süzülen ışığın varlığına kavuşamayan ömrüm

Her gece başımı tek bırakarak yastığa

Hayallerine kendimi adıyorum

Zamanın içinde dövülen çocuk masumluğumla

Seni çok ama çok seviyorum.



ender küçük           trabzon 

26/3/2009

MUHSİN YAZICIOĞLU



TÜRKİYE CUMHURİYETİ NİN YETİŞTİRDİĞİ  GÜZİDE DEVLET ADAMLARINDAN SAYIN MUHSİN YAZICIOĞLU'NUN GEÇİRMİŞ OLDUĞU HELİKOPTER KAZASI SONUCU ÜZÜNTÜLERİMİ DİLE GETİRMEK İSTİYORUM.
KENDİSİ SAYIN ECEVİT GİBİ MÜTEVAZİ  BİR KİŞİLİĞİ BARINDIRAN,GEREK 80 ÖNCESİ OLAYLARI KATTIĞI ANLAM DOLU YORUMLARLA,VE GARİPTİR DÜZENLİ OLARAK GEÇİRDİĞİ TRAFİK KAZALARIYLA HEP AKLIMIZIN BİR KÖŞESİNDE YER EDECEKTİR ŞAİR RUHLU SİYASET ADAMIMIZ.
KEŞKE TÜM TÜRKİYE BİZİM TANIDIĞIMIZ GİBİ TANISAYDI KENDİSİNİ.
GEÇEN YIL BİNGÖL'DEN MUŞ 'A YAPMIŞ OLDUĞU GEZİLER ,DOĞU İNSANIMIZ TARAFINDAN İLGİYLE KARŞILANMIŞ,YAKLAŞIK 10 GÜN SONRA BOLU TÜNELİNDE TRAFİK KAZASI GEÇİRMİŞTİR.MERHUM RECEP YAZICIOĞLU,MERHUM ADNAN KAHVECİ'NİN HAZİN SONUNA SENARYO EDİLEN YALANLARIN ,GENEL BAŞKANA YAPILMAMASI DİLEĞİYLE...
AİLESİNE VE TÜM SEVENLERİNE SABIR DİLİYORUM.

                           ENDER
KÜÇÜK

                                                          KAMAN

Bu şiiri kaman dağının yükseklerinden,

Ahır dağının yamaçlarına bakarak yazıyorum.

Altında durduğum ardıç,

Peşimdeki yargıç

Yanı başımdan bir kartal kalktı.

Garip Ender arkasından baktı

Buz tutan sen değil içimdeki yangınlı çocuk

Hep hüzne savurdun ya beni

Artık neylersin senden gerisini

Suların çok soğuk kaman

Hani nerede rüzgâr kızı?

Gelecekse gelsin aman

Hani nerede bunun alın yazısı?

 

Muhsin Yazıcıoğlu nu kaybettik.
Kaman  bana bu şiiri 2005 yılında yazdırdı
Aynı kör olasıca kahraman başkanı aramızdan aldı.
seni çok özleyeceğiz  sayın yazıcıoğlu
cennette görüşmek üzere....

Sessiz oldu gidişin..

Varlığına düşman saatleri arkanda bırakarak

Uçuyorsun melekler ülkesine

Tüm düzgünlükleri sırtına alarak gidiyorsun

Düşünmeyi hala bırakamıyorsun

Adamlığındı seni daim kılan kalplerde

Arkanda bir Türkiye bırakarak gidiyorsun

Gözyaşlarımız sel oldu yaktı geceyi

Okuyarak tükettik yazdığın şiirleri

Bilmem kaç gece geçer ,çıkmaz aklımızdan

Bu ülke üzerine kurduğun düşleri

Göksun’umun dağları düşmanımdır

Bulutları aşıp çıkamayan güneş

Kahrolasıca sis perdesi düşmanımdır

 Sen cennetten seyret bizleri

Kapatma bir gün olsun pencerelerini

Açık tut ki..

Sıcaklığın yaksın içimizi

 

26/2/2009

ŞUBAT ÇIĞLIĞI



Üzerime çöken yorgunluğun hâkimiyetindeyim.

Uyuşukluğuna sığındığım hayat gülücükleri

Solgun ve bir o kadar endişeli

Geçmişten çıkardığım hasret nöbetleri

Yazmak için kendime tövbeli

İnsan

İşte

Yaşamak için değil de

Yaşlanmak İçin yaşıyor

Ve kendinden gidenlere anlam veremiyor. Kasvetli bir havanın pencereden içeri süzülen ışıkları her ne kadar mor ve kadife bir renge bürünse de…

Mutluluk çığlığı atamıyor insan. Karışık duygular içerisinde seçeneklere gidip gelen yüreğim, bir solukluk can olmak için kendisinden geçiyor.

Ölüm neredesin diye uyarırken kendini sert cümlelerle, düzgün cevapları bulamıyor insan. Hayat gidiyor usulca kimsenin umurunda olmuyor. Eskiyen resimlerde kalan anlık tebessümler eskiyi her daim mutlu kılıyor. Küçük bir tebessüm yerle bir ediyor şimdiyi. Şükür denen mizanın darasını almadan gözden geçirdiğimiz gelecek kaygısı; iyice içimizde derinleşiyor.

Kendimize yakıştıramadığımız aşk kavramı, içimizdeki hayvanı vahşileştiriyor. Kırbaçlasak ta o vahşi hayvanı… Elimizde sadece hüzün kalıyor. Kırık tebessümlere bıraktığımız yersiz anılar… Umut denen zincirin çürük halkası gibi.

Ne zaman kopacak bu film?

.hayatta ki anlamlı ve bir o kadar anlamsızlığa yolculuk

Ne zaman bir son bulacak.?

 

Samimi değiliz hiç birimiz, içimizde sakladığımız kötülükleri ve iyilikleri özgür bırakmıyoruz. Zamansız itiraflar etki bırakmasa da yaşanılanlara, varlığına varlığımızı harcadığımız dünyaya adeta gerçekmişçesine tapıyoruz.

Oysa varlık ondan başka kimsenin değil….

 

                                                                                  Ender KÜÇÜK

                                                                                   26.02.2009

 

 

 

 

 

16/2/2009

Paşa KULA


http://pasakula.blogcu.com/
http://pasakula.blogcu.com/
http://pasakula.blogcu.com/
http://pasakula.blogcu.com/

Askerlikle ilgili anılar biter mi bilinmez ama Paşa KULA ilginç bir adamdı.Bazen takılırdım ona" Sen delisin" diye.Belkide kendimi ilk kez başka bir surete gördüğüm adamdır Paşa KULA.Onun içindir ki bu sayfada

sil baştan başlamak gerek bazen
her şeyi sıfırlamak...canım dostum her şey silbaştan olmuyor  işte.Birincisi iz kalmaması için önce silginin iyi olması gerekiyor.İkincisi silgin iyi olursa  bu sefer sayfa kendini yırtılmaktan koruyamıyor,sayfa yırtılınca silmek için uğraştığın çaba içini acıtıyor.
Paşa!
için çok yanacak.kadınları sonunda anlayacaksın..her gidişin bir dönüşü olcak elbet.
ama döndüğünde kendine hakim olmasını bileceksin.Sana hüzün biçtiği en unutulmaz acıyı karşına alacaksın,sahte sözlerin varlığına asla inanmayacaksın.
http://pasakula.blogcu.com/
Paşa  köpekleri çok özledim.nöbetleride öyle..içindeki şeytanı çıkarman,erivan a arkanı dönmen...sensu ile ihtiyaçlarını gidermen,cartepe nöbetinde yediğimiz fasulye pilaki,mongol ömer e takılmalarını,osman ile takışmanı .......emin ol çok özledim.

kendine iyi bak paşa kula..
bu hayat senin
kendin için yaşa....

whttp://pasakula.blogcu.com/